27.3.08

35+4

Annem diyor ki;

" Bu cins memlekette hamilelik dönemi de 41 hafta sürüyormuş; dün öğrendik. Bilenler bilir; hamilelik 40 hafta üzerinden hesaplanır; buna göre bizim beklenen tarih 27 Nisan; dün doktorum beklenen tarih 2 Mayıs deyiverince bayılacaktım. Nasıl yani diye sorunca da Fransız ekolüne göre hamileliğin 41 haftada termine ettiğini Amerikan ekolüne göre ise bu sürenin 40 hafta olduğunu söyledi. Biz Türküz o zaman kaç haftada anlaşırız dedim ama bir cevap alamadım. Şaka bir yana bu millet gerçekten CİNS.Bir de bir önceki hamileliğimde hiç de haberdar olmadığım B grubu streptokok testi istedi ki benim gerilen sinirlerim kopma noktasına geldi artık. Zaten; her ay 1damla kan almak için kolumu mosmor yapan bu insanlara gıcığım; doğum yaklaştıkça iyice güvenim sarsılıyor. Haftaya salı günü de ırkçı olduğunu; daha önce bu klinikte doğum yapmış 2 arkadaşımdan bildiğim anestezi uzmanı ile randevum var; umarım ters bir laf etmez; zaten çatacak yer arıyorum. Burada doğum yapacağımdan ötürü kendimi güvende ve rahat hissedemiyorum ne yazık ki; umarım hislerim beni yanıltır ve herşey iyi gider. Doğuma fotoğrafçı da giremeyecek; halbuki geçen sefer Şengül Pallı bana o kadar yardım etmişti ki; çektiği birbirinden güzel fotoğraflar da yanıma kar kalmıştı. Neyse bu aralar biraz sinirli ve çokça heyecanlıyım. Bir sonraki doktor randevumuz 37+3'de. Ahmet Taylan da büyük günün yaklaştığını anladı sanırım; üzerimden inmiyor kuzucuk. Ben O'nu bırakıp nasıl hastaneye gideceğim bilemiyorum."

26.3.08

Kilooooo

Annem diyor ki;

" Sanırım; göğsümü gere gere 2. hamileliğimde 30 kg aldım diyebileceğim soranlara. Duba gibi oldum resmen; akşam üzeri doktor randevum var; son 2 sefer bana diyetisyen randevusu al demesine rağmen ben kılımı bile kıpırdatmadım. Acaba bana ne kadar kızacak? Zaten bu fransızlar kilo konusunda acayip takıntılı; doktorumun gözleri yuvalarından fırlayacak beni muayene ederken. Ne yapabilirim çalışmayıp evde oturunca sürekli yemek yapıp yedim işte; hamilelik hayırlısı ile sona erince vereceğimi ümit ediyorum. Zaten gelmişim 32 yaşına; bir daha ne zaman bu kadar kilo almaya hakkım olur ki değil mi?"

12.3.08

İstanbul

Annem diyor ki;

"Sabah sabah blog okumalarımı yaparken; bir blogda rastladığım bu cümleye aynen katılıyorum: "İstanbul'dan bıkmayı özledim". Akşamları işten eve dönerken trafiğine sövmeyi, hafta sonu özellikle hava güzelse Bebek- Arnavutköy hattında kahvaltı edecek bir yer ararken park yeri için çıldırmayı, sabahları işte kepekli ekmeğe çift kaşarlı yağsız tost yemeyi, sokaktan simit almayı, arabamı otoparka bıraktığımda iç-dış olsun diyebilmeyi, her adım başında starbucks'dan çift çikolatalı muffin alabilmeyi, gecenin bir köründe canımın çektiği şeyi telefonla sipariş edebilmeyi, yapacak hiçbirşey olmasa bile sahile inip bir çay içmeyi, Abbas'da waffle yemeyi, aylak aylak alışveriş merkezi gezmeyi, internetten market alışverişi yapmayı, internetten yemek sipariş edebilmeyi, Nişantaşı'nı; kısaca İstanbul'da yaşamayı çok özledim ben yaaaa. Biliyorum 2 çoçukla İstanbul'da yaşamaya başladığımın ilk günü buraya geri dönmek isteyeceğim büyük ihtimalle ama olsun; ne onunla ne onsuz yaşanmıyor işte."

11.3.08

İlk Bulaşıcı Hastalığımız

Annem diyor ki;

" Suçiçeği olduk!!! Evet; tam da hamileliğimin 34. haftasında büyük kuzumuz suçiçeği oldu. Önce burnunda sivilce sandığım bir kızarıklık oldu; 2. gün gövdesinde kızarıklıklar gördüm ama kötüye yormak istemedim; ama bugün doktorumuz kesin tanıyı koydu; maalesef suçiçeği!!!. Daha 20 aylık benim kuzucuğum yaa; çok erken değil mi falan dedim ama doktor normal olduğunu söyledi. Neyseki ben küçükken geçirmiştim de risk yok. Allahtan bebiş doğmadan atlatacak inşallah bu hastalığı yoksa işimiz çok zordu. Sanırım Ahmet Taylan; Türkiye'deki yaşıtları arasında bu hastalığı ilk geçiren çoçuk ünvanını alacak; herhalde kreşten bulaştı"

10.3.08

33+1


Annem diyor ki;


"Eveet; sonunda 34. haftanın içine girdik çok şükür. Geçen hafta son ultrasonum girdim; ama doktorum hem benim hem bebişin kilosunu fazla bulduğu için extra'dan bir ultrason daha icat etti. Tabii ki bu durumdan hiç şikayetçi değiliz; zaten burada ultrasonun sayı ile olması gayet moral bozucu; bunu ancak hamile kişiler anlayabilir. Doğum yapacağım klinikteki; doğum katını gezdim nihayet; sonuç hayal kırıklığı&muz kabuğu. Türkiye'de doğum yaptığım hastanede kaldığım odanın tam 1/3'ü kadar bir oda. Ancak ben ve sevgilim sığarız yanlamasına. Klinikten doğum için istenenler listesine bakınca zaten şok geçirdik; bir tek tuvalet kağıdı istememişler sağolsunlar; geri kalan herşey bizden; ayrıca Türkiye'de doğumdan 1 hafta sonra rutin olarak yapılan işitme testi de burada isteğe bağlı. Ağlamak istiyorum; ama artık çok geç. Bazen ne işim var benim burada diye düşünsem de artık geçti Bor'un pazarı durumları. Artık tek tesellim ve beklentim inşallah annemlerin buraya gelişi; o zaman birazcık doğum havasına giricem herhalde.


Acaba Ahmet Taylan kardeşi eve gelince ne yapacak; şu aralar hep bunu düşünüyorum; umarım benden soğumaz; eve başka bebek getirdim diye.


Bu arada burada yapacak başka bir işim olmadığından yemek yapma becerilerimi bayağı geliştirdim; sanırım bu hamileliğimde bu kadar çok kilo almamımın sebebi çalışmayıp evde oturmam bir de üstüne sürekli yemek yapmam."