28.5.10

Bir Devrin Sonu


Annem diyor ki;


" Ocak 2008'den beri bizimle olan Bahriye teyzemiz; yarın itibari ile yanımızdan ayrılıyor.Gönlümden geçen orta uzunlukta geçici bir ayrılık olması; ama bakalım zaman ne gösterecek. Türkiye'de sadece bir kere birbirimizi gördükten sonra; evini barkını kapatıp yanımıza Paris'e gelmiş ve benim hayatımı kurtarmıştı. Geldiğinde Ahmet Taylan 1,5 yaşındaydı; Mehmet Levent ise daha yoktu ortada. Kısa sürede benim elim ayağım oldu. Yeri geldi; çoçukların üzerinde benden daha çok hakkı oldu. İnşallah işlerini kısa sürede hayırlısı ile halleder ve bizim yanımıza geri döner. O'nu çok özleyeceğiz. Mehmet Levent'in deyimi ile " Ba teyze"


- giyimlerim nerede?

- geceliğimi giyicem

- eremedim

- o kakaş ( o pis )

- Amet Taaalan

- hoşgelmişiniz

- döşek


Hemen gidip geliverin."

3.5.10

2 olduk!





Annem diyor ki;


" Mehmet Levent kuzucuğu 2 oldu!!! MLG doğduğunda ATG tam 22 aylıktı ve gözüme ne kadar büyük gözükürdü; şimdi anlıyorum ki daha küçüçükmüş aslında ve biz O'nu birden abi yapıvermişiz. Ama ne iyi yapmışız; şimdi bir "kardeşim" deyişi var ki; ömre bedel. Hele MLG'nin bir " Amet Daylan " deyişi var ki tam yemelik. Kendi ismini de " Memet Delent" olarak belledi kuzucuk; bakıcı teyzemize de kısaca " Ba teyze" diyor. Çok komikler; artık kıskançlık daha az; paylaşım daha çok. Evde sürekli bir hareket, sürekli bir devinim söz konusu. Ahmet Taylan; yaşından mı yoksa gittiği okuldan mı bilemem ama inanılmaz olgun davranmaya başladı; belki karakteri böyledir. Mehmet Levent daha inatçı bir karakter oldu. Büyük kutlama Göral biraderler için 15 Mayıs'ta olacak kısmetse; ama 2 Mayıs'ta da küçük bir kutlama yaptık tabii. Daha nice doğumgünlerini hep birlikte kutlamak nasip olur inşallah.


Ben artık kendimle ve hayatla barıştım; bunda spora başlamamın ve 10-11 kg vermemin de etkisi çok büyük. Meğer eski beni çok özlemişim. Meğer aynada gördüğüm görüntü benim için çok önemliymiş. Hergün spor yapıyorum; yapmadığım günler için o kadar pişmanım ki; uamrım bunu bir yaşam tarzı haline getiririm. Yaş oldu 34; artık biraz daha dikkatli olmak gerek. Fiziksel olarak hafifledikçe ruhum da hafifledi sanki. Artık daha az takıntılıyım; herşeyden ve herkesten beklentim minumum, less is more hayat felsefem oldu bu aralar ve anı yakalamak. Sağlık herşeyin başı, gerisi boş..."


18.2.10

O da Yok

Eskiden bir haftasonları vardı iple çektiğim; artık onlar da birer ikişer kabusum olmaya başlıyor; çünkü tek başıma kalmaya başladım. O saatler geçmek bilmiyor. Bekarlık gibi değil ki; alıp başımı gideyim oraya buraya; umrumda olmasın eve döndüğüm saat. 2 çoçuk var, enerji dolu, babasını özleyen, hem onlara hissettirmemem gerek hayal kırıklıklarımı hem de onları eğlendirmem. O kadar zor geliyor ki; sanırım tüm zamanların en kötü annesi olmaya çok yakınım. Ya buna alışacağım ya da alışamayacağım; sanırım ikincisi...

Çok üzgünüm; kimse bana sormadı ki benim ne istediğimi

10.2.10

Yok

Bu işe; yani annelik olayına başlarken kesinlikle aklımdaki bu değildi. 7*24 çoçuklar ile ilgilenmek aklımın köşesinden bile geçmemişti; kendimi hep çalışan bir anne olmaya şartlamıştım; ama ne yazık ki yaptığım seçimler beni bugünlere getirdi. Sonuçta, kocası çok çalıştığı için kendisine daha çok sorumluluk düşen, bu yükü çoğu zaman kaldıramayan; aynı zamanda kocasının kariyerini kıskanan, o sürekli dışarılarda gezerken, kendisi eve mahkum olan, en büyük eğlencesi fırsat buldukça starbucks'da sakince bir kahve içmek ya da İstinye Park'a gitmek olan bir insan oldum. Çoçuklara karşı sabrım hızla azalırken bemim tükendiğim noktada işi ele alabilecek sabırlı ve dinlenmiş bir ebeveyne daha ihtiyacım varken ne yazık ki çoğu zaman yalnız kalıyorum. bugün büyük oğlum bana kitap fırlattı ve seni hiç sevmiyorum dedi. Midemde yumruk, gözümde yaş, boğazımda hıçkırıklar var. Neden böyle oldu? Kocamın ailesi kendi çoçukları ile haklı olarak gurur duyarken benim ailem, benim şuanki durumumu bir türlü içine sindiremiyor, bize birşey belli etmemeye çalışsalarda özellikle babamın gözlerindeki hayal kırıklığı kalbimi delip geçiyor.Haklılar, benimde kendi çoçuklarım için hayallerim var; eğer gerçekleşmezler ise ben de üzülürüm herhalde. Tabii ki de herşeyin başı sağlık ve bunun için hep dua ediyorum ama nankörüm de aynı zamanda, yapabileceğim bir şey yok.Keşke senelerce okuyacağma, Dokuz Eylül üniversitesi üzerine daha fancy bir etiket olsun diye ODTÜ'de master için tırmalayacağıma şu günlerde beni biraz da olsun oyalayabilecek birşeyler öğrenseymişim, ne bileyim örgü örmek, dikmeki kesmek yapıştırmak ya da her ne halt beni işe yarar hissettirecekse onu işte.

Çok doluyum çok, 2 çoçuğun neredeyse tüm sorumluluğunu ( gün içerisinde ne yiyecekleri gibi basit kararlardan, terbiye verirken sabır gösteremediğim için üzerimden bir türlü atamadığım, artık 2. derim haline gelmiş vicdan azabına kadar)üzerimde taşımaya çalışmaktan, sürekli sabırlı, anlayışlı, güleryüzlü bir anne olmaya çalışmaktan çok yoruldum, zaten artık beceremiyorum da, herşey elime yüzüme bulaştı.

7.1.10

Unutmak İstemediklerim


Annem diyor ki;


" Unutmak istemediklerim;

- dinonoz (sevimli dinazor)

- magaga (Madagascar)

- otez ( barnyard-otis)

- bolt ( ama fransızlar gibi o 'yu incelterek)

- kodum

- açtım

- abi okuda

- baba işte

- öp

-yeme

-ısırma


bunlar sarı keçiden;

aşağıdakiler Ahmet Taylan'dan;

- annecim sen benim en iyi dostumsun

- istanbul beni yoruyor; İzmir'de yaşamak istiyorum ( valla billa ben söyletmiyorum)

- anne senin araban beni yoruyor; babamınkine binelim ( yeminle bunu da ben söyletmedim)

- ben artık bal yemicem çünkü arı vız vızlar onu popolarından çıkartıyor

- servisten iner inmez bugün banyo yapıcaz mı?

- pipimi sen tut elim kirlenmesin

- anne beni ıslak öpme

- kardeşim nerede ( yine servisten iner inmez)


günler çok hareketli geçiyor; 2010'a yine tüm aile cümbür cemaat girdik


Mehmet Levent'i okula vermem gerek ama Mayıs ayını bekleyeceğiz sanırım. Ahmet Taylan geçen hafta babamızın şehir dışında olduğu bir akşam bülbül gibi fransızca şakımaya başladı ve hepimizi şoka soktu. O "r" aksanını 30 yaşından sonra öğrenemiyorsun işte. Verdiğimiz vereceğimiz tüm parayı o dakikada okula helal ettim. Gözlerim falan doldu. "