Annem diyor ki;
" Hamileyim; Ahmet Taylan'a kardeş geliyor. Mutluyuz, şaşkınız, heyecanlıyız; açıkçası bu sefer doğum Paris'te olacağı için biraz tedirginiz de...Gün içerisinde Ahmet Taylan beni o kadar güzel oyalıyor ki; hamile olduğumu sadece mide bulantılarımdan hatırlıyorum. Bu sefer öyle, uzun uykular, gündüz şekerlemeleri yok ne yazık ki. ağır kaldırmama olayına da son verdik; evdeki bebişimiz sürekli kucakta çünkü. Beklenen doğum tarihi Nisan sonunu gösteriyor. 2 hafta önce Versailles'da Clinique des Franciscaines'de bir doktora gittik; iyi bir adam; en azından ingilizcesi çok iyi. Burada gebelik takibi Türkiye'dekine göre çok farklı; öyle zırt pırt ultrasona girmek yok. Bu sefer midem bulanmaz belki diye ümit ediyordum ama ne yazık ki yine bulanıyor; ama şimdi işe gitmediğim için başetmesi daha kolay."
7.9.07
Döndük
Annem diyor ki;
"Eveet, çok uzun bir aradan sonra nihayet evimize döndük. 8 Haziran'da başlayan tatilimiz 25 Ağustos günü sona erdi. Çalışmamamın verdiği en güzel rahatlık bu olsa gerek; liseden beri bu kadar uzun tatil yapmamıştım.Tatilimiz boyunca Paris-İstanbul-İzmir-Çeşme-İzmir- Gaziantep-Kilis-Adana- İzmir- Çeşme-İzmir-Akçakoca-Ankara-Akçakoca-Çeşme-Bodrum-Çeşme-İzmir-Paris güzergahlarını yaptık. Sadece Bodrum hariç hepsinde Ahmet Taylan da vardı; yani çoçukla seyahat etmekten korkanlara duyurulur.Neyse ki tatilimizi ağız tadı ile tamamladık; darısı gelecek yazın başına. Bu arada teyzemizi de evlendirdik; Allah bir yastıkta kocatsın inşallah!!! Neredeyse 1 senedir görüşmediğimiz arkadaşlarımızla hasret giderdik; yetmedi bize ama ne yapalım.
Şimdi yine Paris'teyiz; Türkiye'den sonra hava çok depresif; bir de çok hareketli bir bücür ile yalnız kalmanın verdiği şaşkınlık var üzerimizde; umarım kısa zamanda toparlarız.
Tomtiğimiz yaz boyunca bol bol yüzdü; Emin dedesi O'na bardaktan su içmenin yanı sıra bin türlü muzurluk da öğretti; nasıl toparlayacağiz bilemiyorum."
"Eveet, çok uzun bir aradan sonra nihayet evimize döndük. 8 Haziran'da başlayan tatilimiz 25 Ağustos günü sona erdi. Çalışmamamın verdiği en güzel rahatlık bu olsa gerek; liseden beri bu kadar uzun tatil yapmamıştım.Tatilimiz boyunca Paris-İstanbul-İzmir-Çeşme-İzmir- Gaziantep-Kilis-Adana- İzmir- Çeşme-İzmir-Akçakoca-Ankara-Akçakoca-Çeşme-Bodrum-Çeşme-İzmir-Paris güzergahlarını yaptık. Sadece Bodrum hariç hepsinde Ahmet Taylan da vardı; yani çoçukla seyahat etmekten korkanlara duyurulur.Neyse ki tatilimizi ağız tadı ile tamamladık; darısı gelecek yazın başına. Bu arada teyzemizi de evlendirdik; Allah bir yastıkta kocatsın inşallah!!! Neredeyse 1 senedir görüşmediğimiz arkadaşlarımızla hasret giderdik; yetmedi bize ama ne yapalım.
Şimdi yine Paris'teyiz; Türkiye'den sonra hava çok depresif; bir de çok hareketli bir bücür ile yalnız kalmanın verdiği şaşkınlık var üzerimizde; umarım kısa zamanda toparlarız.
Tomtiğimiz yaz boyunca bol bol yüzdü; Emin dedesi O'na bardaktan su içmenin yanı sıra bin türlü muzurluk da öğretti; nasıl toparlayacağiz bilemiyorum."
7.6.07
Tatile Çıkarken
Annem diyor ki;
"Şaka gibi ama Paris'te yaşamaya başlayalı tam 9 ay oldu!!! Buradaki ilk ayımda hiç bitmeyecekmiş gibi görünen günler, artık son sürat gelip geçiyor; akşam nasıl olmuş anlamıyorum bile. Uzun, bol seyahatli, kısa aralıklarla da olsa babamızı özleyeceğimiz bir tatil bizleri bekliyor. Ama önce burada geçirdiğimiz ilk 9 ayı anmak istedim:
- çok içten arkadaşlarımız oldu; hiç sıkılmadık
- Tom Tom aracılığı ile kaybolmadan istediğimiz yere gittik geldik
- Sevgilimin sürprizi ile araba sahibi oldum, eski gezenti günlerime geri döndüm
- arabalarımıza kendimiz benzin almayı öğrendik
- ilk başlarda zor gelen çöp ayrıştırma olayı artık yaşam biçimimiz haline geldi
- hergün litrelerce su almaktan vazgeçip herkes gibi musluktan su içmeye başladık; gayet de iyiyiz
- oğlumuzu kreşe verdik
- artık karşımızdakini gayet rahat anlayabilecek ve ona basit şekilde cevap verebilecek düzeyde fransızcamız var
- kuyruk beklemeye alıştık
- boulangerie'den aldığımız her ekmeğin hastası olduk
- en yakın Türk marketi nerededir; hangi marka sucuk alınır biliyoruz
- ucuzluk zamanlarını öğrendik
- ucuz yerleri öğrendik
- "iyi" yemek yenebilecek en az 4-5 yer keşfettik
- paris'e trenle inmenin keyfini keşfettik.
- Champs-Elysee ve St. Germain'deki tüm Vinci'leri keşfettik.
- Kornasız bir trafiğe alıştık
- Park yeri problemi olmamasına alıştık
- 1 puseti eskittik; ikincisine geçtik
- Şarabın ucuz olmasına bayıldık, her gece şarap içmeye alıştık
- En az 5-6 fransız peynirine alıştım (kendi adıma; sevgilim zaten seviyordu)"
"Şaka gibi ama Paris'te yaşamaya başlayalı tam 9 ay oldu!!! Buradaki ilk ayımda hiç bitmeyecekmiş gibi görünen günler, artık son sürat gelip geçiyor; akşam nasıl olmuş anlamıyorum bile. Uzun, bol seyahatli, kısa aralıklarla da olsa babamızı özleyeceğimiz bir tatil bizleri bekliyor. Ama önce burada geçirdiğimiz ilk 9 ayı anmak istedim:
- çok içten arkadaşlarımız oldu; hiç sıkılmadık
- Tom Tom aracılığı ile kaybolmadan istediğimiz yere gittik geldik
- Sevgilimin sürprizi ile araba sahibi oldum, eski gezenti günlerime geri döndüm
- arabalarımıza kendimiz benzin almayı öğrendik
- ilk başlarda zor gelen çöp ayrıştırma olayı artık yaşam biçimimiz haline geldi
- hergün litrelerce su almaktan vazgeçip herkes gibi musluktan su içmeye başladık; gayet de iyiyiz
- oğlumuzu kreşe verdik
- artık karşımızdakini gayet rahat anlayabilecek ve ona basit şekilde cevap verebilecek düzeyde fransızcamız var
- kuyruk beklemeye alıştık
- boulangerie'den aldığımız her ekmeğin hastası olduk
- en yakın Türk marketi nerededir; hangi marka sucuk alınır biliyoruz
- ucuzluk zamanlarını öğrendik
- ucuz yerleri öğrendik
- "iyi" yemek yenebilecek en az 4-5 yer keşfettik
- paris'e trenle inmenin keyfini keşfettik.
- Champs-Elysee ve St. Germain'deki tüm Vinci'leri keşfettik.
- Kornasız bir trafiğe alıştık
- Park yeri problemi olmamasına alıştık
- 1 puseti eskittik; ikincisine geçtik
- Şarabın ucuz olmasına bayıldık, her gece şarap içmeye alıştık
- En az 5-6 fransız peynirine alıştım (kendi adıma; sevgilim zaten seviyordu)"
28.5.07
İlk Doğumgünüm-Bölüm 1
Evet; evet sonunda 1 ay önceden de olsa ilk doğumgünü partimi Paris'te verdim!!! Annem; ilk yılımın 9 ayını Paris'te geçirdiğim için burada beni sevenlerle bir ön doğumgünü partisi düzenlemek isteyince sevgili babam da bu fikri sevince çok sevindim. Eee ne de olsa işin içinde pasta var, balon var, hediye var, eğlence var... Annem bu partiyi açık havada piknik şeklinde yapmak istediyse de; babamın haklı müdahalesi ile Versailles- Notre Dame Marche'de sürekli gittiğimiz ve sahibesinin beni çok sevdiğini bildiğim Danielle's Cafe'de oldu partim. Annem, babam ve Burcu Teyze erkenden giderek; heryeri benim için süslediler. Derya Teyze'm de benim için 1 tanesi ayıcık olmak üzere 2 tabe kocaman pasta yapmıştı!!! Mumlarımı bu seferlik benim yerime annem üfledi ama olsun. Ayrıca babamla bir örnek gömleklerimizi giydiğimiz için çok havalıydık. Benim için gelen herkese çok teşekkürler!!!
23.5.07
İlk Müze Gezintimiz
Annem diyor ki;
" Sevgili Elvan 19 Mayıs'ın Fransa'da "La nuit des musees" olduğunu yani müzelerin gece boyu açık ve ücretsiz olacağını söyleyince hemen bir program yaptık. Öncelikle Elvan'ların hemen Invalides'in yanındaki evlerinde kendimize güzel bir taco ziyafeti çektikten sonra yakındaki Petit Palais'de şansımızı deneyelim dedik. Tabii ki kuyruksever Fransızlar böyle bir etkinlikte de hemen çeşitli kuyruklar oluşturmuş; haftalık olağan kuyruk kotalarını doldurmanın haklı sevinci ile 8 çiziyorlardı. Biz de elimizde bebişimize yeni aldığımız mavi Mac Laren pusetimiz kuyruğa acılı gözlerle bakıyorduk ki, Fransa'da hiç de karşılaşmam dediğim bir şey oldu: Bir görevli gelip pusetimiz olduğu için önceliğimiz olduğunu söyledi ve bizi hop diye yan kapıdan müzeye alıverdi. Hepimizi şaşkınlıktan dona kaldık!!! Hatta hemen içinde lahana bebek bulunan puset mi pazarlasak bu kuyruklara diye bir de pazarlama çalışması bile yaptık.
Neyse; müze gerçekten güzeldi; özellikle tavan süslemelerinin izlenebilmesi için konulmuş aynalar ve şezlonglar gerçekten çok keyifliydi."
Ucuz Paris
Annem diyor ki;
" Sonunda yaz tatili için Türkiye'ye gelmeden önce herkesin bahsettiği outlet çarşı Val D'europe'a gidebildik. Gerçekten gidilip görülmesi, saatlerce alışveriş yapılası, Starbucks'da oturup kave içilesi bir yermiş. Biz sonuncu madde hariç hepsini gerçekleştirdik. Hele %70'lere kadar indirim olan ve 14-15 hatta 17 numara bile ayakkabı gördüğümüz Nike'da tam anlamı ile kendimizi kaybettik. Bu işten en çok oğlum ve babası karlı çıktı. Oğlum Selin, Lara ve Serhat eniştesi ile Sealife parkını bile gezdi.
28.4.07
Babaannemlerin Fransa ziyareti
Bu arada Fransa'ya ziyaretimize dedem ve babaannem geldi. Bizimle oldukları yaklaşık üç hafta boyunca onlarla doyasıya zaman geçirdim. Dedem 50 sene önce okulda öğrendiği Fransızcasını kullanarak kendine dondurma bile aldı.
Babam ve annem de fırsattan istifade Paris'in gece hayatıyla tanıştılar. Ben babaannem ve dedemle beraberken, onlarda Buddha Bar ve Mandala Ray gibi Paris'in trendy yerlerini keşfe gittiler. Ben dedemleri çok özlemiş olduğum için annemlerin gezmesine ses çıkarmadım.
Babaannem ve dedem Versailles'ın ağaçlıklı geniş yollarını, Paris'in tarih yüklü meydanlarını çok sevdiler. Beraber çok eğlendik.
Champs-Elysees'de yürürken gördüğümüz Türkiye reklamı da hepimizi heyecanlandırdı.
27.4.07
Bir Dönemin Sonu
Annem diyor ki;
"23 Nisan 2007 Pazartesi itibari ile bebeğimi emzirmeyi bıraktım. Yani küçük kuzucuğumu tam 9 ay 17 gün emzirmiş oldum. Aslında 1 yaşına kadar emzirmeyi planlıyordum; ama tam yaşgününe denk gelecek olan Türkiye yolculuğu, yer değişikliği, düzen değişikliği, hava değişikliği hepsi birden çok fazla gelmesin böcüğüme diye; emzirmeyi şimdi bıraktık.
Bazen kendimi zor tutuyorum emzirmemek için ama kararımdan dönmek olmaz; hepimize hayırlı olsun bu yeni dönem. Sanırım artık oğlum büyüyor, ama benim için hala emerken uyuyakalmasın diye ayaklarının altını, yanaklarını, dudaklarının kenarını anneannesi ile birlikte gıdıkladığım küçüçük bir bebek..."
"23 Nisan 2007 Pazartesi itibari ile bebeğimi emzirmeyi bıraktım. Yani küçük kuzucuğumu tam 9 ay 17 gün emzirmiş oldum. Aslında 1 yaşına kadar emzirmeyi planlıyordum; ama tam yaşgününe denk gelecek olan Türkiye yolculuğu, yer değişikliği, düzen değişikliği, hava değişikliği hepsi birden çok fazla gelmesin böcüğüme diye; emzirmeyi şimdi bıraktık.
Bazen kendimi zor tutuyorum emzirmemek için ama kararımdan dönmek olmaz; hepimize hayırlı olsun bu yeni dönem. Sanırım artık oğlum büyüyor, ama benim için hala emerken uyuyakalmasın diye ayaklarının altını, yanaklarını, dudaklarının kenarını anneannesi ile birlikte gıdıkladığım küçüçük bir bebek..."
23.4.07
Sokak Süpürgesi Oğlum
Annem diyor ki;
"Bu hafta sonu Cuma sabahından başlayarak hem çok güzel hem de çok yoğun geçti. Eve sadece uyumak için girdik diyebilirim. Öncelikle çok sevgili arkadaşım Gözde ve eşi Gökhan taaa Estonya'lardan bizi ziyarete Paris'e geldiler.

Gözdeyi yaklaşık 1,5 seneden beri görmüyordum. Çok ama çok güzel bir haftasonu geçirdik; bol bol yürüdük, çok çok yedik&içtik!!Bir daha ki sefere Cansu ile birlikte gelecekler inşallah!!!
Oğlumun altını bile arabanın bagajında değiştirdim!!! Canım oğlum benim; sokaklarda gezmeye o kadar alıştı ki; evde bile gündüz uykularını pusetinde balkonda yapıyor artık!!!

Parisin havası da bize öyle bir kıyak geçti ki; haftasonu boyunca hep güneşli ve sıcaktı; kendimi Çeşme'de tatilde gibi hissettim sürekli.
Haftasonunun en güzel sürprizi ise St Germain Bulvarında yemek yerken; eşimin Orhan Pamuk'u görmesi ve Orhan Pamuk ile tanışmamız oldu.Yanında kızı vardı; bizi kızı ile tanıştırdı. Biz de kendisine, yılbaşında eşimin Fransız iş arkadaşlarına Benim Adım Kırmızı'nın fransızcasını hediye ettiğimizi söyledik, çok sevindi ve teşekkür etti. Bir de imzasını aldık ama yanımızda fotoğraf makinası olmasına rağmen heyecandan fotoğraf çektirmeyi unuttuk; çok üzüldüm.
Havalar güzelleştikçe, buradaki arkadaşlıklarımız daha teklifsiz bir hal aldıkça hele bir de eski arkadaşlarımız bizi ziyarete geldikçe, oğlumun dışarıda kalabildiği süre uzadıkça Paris'te hayat gerçekten güzelleşmeye başladı.
Bir de artık Tom Tom eşliğinde, kaybolma korkusu olmadan arabamı rahat rahat kullanmaya başladım.
Canım oğlum artık ayakta durabiliyor, bazen 2 elini birden bırakıp birkaç saniye desteksiz duruyor; sonra tabii KÜT! Çok komik çığlıklar atıyor, ya da hırslanıp uf uf sesleri eşliğinde sallanmaya başlıyor. Gündüzleri tamamen katı gıdaya geçtik; ama hala gece uykusunu düzene sokmayı beceremedim."
"Bu hafta sonu Cuma sabahından başlayarak hem çok güzel hem de çok yoğun geçti. Eve sadece uyumak için girdik diyebilirim. Öncelikle çok sevgili arkadaşım Gözde ve eşi Gökhan taaa Estonya'lardan bizi ziyarete Paris'e geldiler.
Gözdeyi yaklaşık 1,5 seneden beri görmüyordum. Çok ama çok güzel bir haftasonu geçirdik; bol bol yürüdük, çok çok yedik&içtik!!Bir daha ki sefere Cansu ile birlikte gelecekler inşallah!!!
Oğlumun altını bile arabanın bagajında değiştirdim!!! Canım oğlum benim; sokaklarda gezmeye o kadar alıştı ki; evde bile gündüz uykularını pusetinde balkonda yapıyor artık!!!
Parisin havası da bize öyle bir kıyak geçti ki; haftasonu boyunca hep güneşli ve sıcaktı; kendimi Çeşme'de tatilde gibi hissettim sürekli.
Haftasonunun en güzel sürprizi ise St Germain Bulvarında yemek yerken; eşimin Orhan Pamuk'u görmesi ve Orhan Pamuk ile tanışmamız oldu.Yanında kızı vardı; bizi kızı ile tanıştırdı. Biz de kendisine, yılbaşında eşimin Fransız iş arkadaşlarına Benim Adım Kırmızı'nın fransızcasını hediye ettiğimizi söyledik, çok sevindi ve teşekkür etti. Bir de imzasını aldık ama yanımızda fotoğraf makinası olmasına rağmen heyecandan fotoğraf çektirmeyi unuttuk; çok üzüldüm.
Havalar güzelleştikçe, buradaki arkadaşlıklarımız daha teklifsiz bir hal aldıkça hele bir de eski arkadaşlarımız bizi ziyarete geldikçe, oğlumun dışarıda kalabildiği süre uzadıkça Paris'te hayat gerçekten güzelleşmeye başladı.
Bir de artık Tom Tom eşliğinde, kaybolma korkusu olmadan arabamı rahat rahat kullanmaya başladım.
Canım oğlum artık ayakta durabiliyor, bazen 2 elini birden bırakıp birkaç saniye desteksiz duruyor; sonra tabii KÜT! Çok komik çığlıklar atıyor, ya da hırslanıp uf uf sesleri eşliğinde sallanmaya başlıyor. Gündüzleri tamamen katı gıdaya geçtik; ama hala gece uykusunu düzene sokmayı beceremedim."
Paris'te Sünnet Töreni
Annem diyor ki;
"Evet; evet yanlış yazmadım; geçtiğimiz hafta sonu Paris'te; Sevgili Zeynep'in oğulları Cem ve Can'ın sünnet törenine davetliydik. Yani artık tam anlamı ile Paris'li olduk. Şaka bir yana sünnet töreni; Türkiye'dekileri aratmayacak kadar güzeldi. Pelerinli sünnet kıyafetinden, nazar boncuklu çikolatasına, sihirbazından, kuklasına ve hatta dansözüne kadar herşey düşünülmüştü. Acaba ben de mi oğlumun sünnetini buralarda yapsam...
Oğluma makyaj bile yapıldı!!! "

"İşte biz Paris'li Türkler!!! "
"Evet; evet yanlış yazmadım; geçtiğimiz hafta sonu Paris'te; Sevgili Zeynep'in oğulları Cem ve Can'ın sünnet törenine davetliydik. Yani artık tam anlamı ile Paris'li olduk. Şaka bir yana sünnet töreni; Türkiye'dekileri aratmayacak kadar güzeldi. Pelerinli sünnet kıyafetinden, nazar boncuklu çikolatasına, sihirbazından, kuklasına ve hatta dansözüne kadar herşey düşünülmüştü. Acaba ben de mi oğlumun sünnetini buralarda yapsam...
Oğluma makyaj bile yapıldı!!! "
"İşte biz Paris'li Türkler!!! "
25.3.07
Yürüteç
Sonunda kafamızı oradan oraya atarken zarar görmesini engelleyecek kaskımızı bulduk; hem de gökte ararken Toys r Us'da karşımıza çıkıverdi;ben ise 3 haftadır Fnac'ın çoçuk kısımlarında arayıp duruyordum. Oğluma devamlı söylüyorum; bu kafa sana ömrünün sonuna kadar gerekecek iyi bak; sağa sola atma diye ama nafile!!!Neyse şimdi bir nebze rahat edebiliriz artık. Yürütecimizle de pek mobil olduk; artık evin içinde küçük bir mobil böcük var;Dikkat!!!
Oradan Buradan
Uzun zamandır yazamadık;ama alttan 2 üstten 2 tane derken diş çıkarmamız bayağı sancılı geçti.Ateşimiz 2 gece 38.5 derece olunca huyumuzu kaybettik; o günden beri de bulamıyoruz; gören olursa haber versin!!! Şaka bir yana; basit bir ateş bile binbir emekle oturttuğumuz süt+katı gıda+ uyku düzenini alt üst etmeye yetti. Versailles yollarında; önümüzde puset şafak vakti; dere tepe huy arattırdı bize;ama olsun şimdi iyiyiz ya...
1.3.07
Fransa'da Bebekli Yolculuk
Geçenlerde, bebişle ilk defa şehiriçi otobüse bindik. Burada şehiriçi otobüsleri özel şirketler işletiyor. Versailles'dakinin adı Phebus. Uzun süredir, diğer bebekli arkadaşlardan; pusetle otobüse binmenin korkulacak bişi olmadığını duyuyordum ama yine de Türkiye'deki belediye otobüslerini düşünüp vazgeçiyordum binmekten. Zaten son 12 senedir hep araba kullandığım için ihtiyacım da olmamıştı.
Tabi, burada sokakta elini kolunu sallayınca taksi durdurma şansın olmadığı için, e benim de arabam yeni geldiği için mecburen otobüse bindik. İyi ki de binmişiz, hatta binmediğim hergün için kendime kızdım. Pusetle o kadar rahat ettik ki; hatta arabaya binmekten daha kolay; çünkü bebişi pusetten çıkarıp araba koltuğuna yerleştirme, puseti katlayıp bagaja tıkıştırma, sonra yine bebeği pusete yerletirme gibi zahmetlerden kurtuluyorsun.
Bu Avrupalılar akıllı insanlar, kaldırımların yükseklikleri standart olduğu için, kaldırımdan otobüse, puseti sanki düz yoldaymışcasına rahat sokabiliyorsunuz; ayrıca pusetler için orta kapıyı oldukça geniş tutmuşlar.
Toplu taşıma araçları ile ilgili tecrübemiz otobüs ile başlayıp trenle devam etti. Anneannemiz buradayken bir bebeğe 2 kişi olmanın verdiği güç ile hadi trenle Paris'e inelim dedik. Evimize yakın 2 adet istasyon var. Biz Rive Gauche'dan trene binip St Michel'de inmeyi planladık, böylece benim çok sevdiğim St Germain de Pres, Notre Dame meydanı gibi yerlere hemen ulaşılabiliyor. Buradan gidişimizde tecrübesizliğimiz yüzünden bayağı fiziki güç harcadık; ama dönüşü pusetle hangi turnikeden geçip, merdivensiz nasıl dışarı çıkılacağını keşfettiğimiz için gayet kolaylıkla hallettik. Hatta bu tur hoşumuza gitti ki; geçen cumartesi, babamız ile birlikte yine trenle Paris'e indik. Böylece hem otopark sorunu kalmıyor, hem de Cumartesi trafiğinde çok sevgili Parisien sürücüler ile başetmek zorunda kalmıyoruz.Bu rahatlığa alışınca İstanbul'a dönünce herhalde aptala döneceğim:)
Biraz da bebişten haberler:
- artık ayakta durabiliyor, tabii tutunarak
- artık sebze mamasını ben yapıyorum :)
- su ve meyveye alıştık!!!
- emzirme sayımız günde sonsuz kereden sadece 3'e düştü!!!
14.2.07
Bebeğim Hakkında Unutmak İstemediklerim
Anneme soruyorum bazen; ben bebekken neler yapıyordum diye; O da hatırlamıyor bazı şeyleri... İşte benim bebeğim hakkında ileride unutmak istemediğim ayrıntılar:
- emzirirken; elleri ile sürekli benim yüzümü ellemesi
- kakasını yapacağı zaman; gözlerinin içine kadar kızarması; dudaklarını büzmesi (kaka böcüğü)
- "ugh" diye sesler çıkarması (kızılderili böcüğü)
- "hüü"lemesi (hü böcüğü)
- "aguuu" demesi
- poposunu havaya dikip Hülya Avşar gibi sallaması
- " babasının aslan oğlu" denildiğinde istisnasız gülmesi, hatta kahkaha atması
- altını değiştirirken boynundan öpücüklere boğduğumda büyük insan gibi kahkaha atması
- ellerini bilekten itibaren sürekli oynatması
- altını değiştirirken sürekli dönüp durması
- pusetle yürüyüşe çıkar çıkmaz 2. dk içerisinde uykuya dalması
- elinin, kolunun, bacağının sürekli ama sürekli hareket halinde olması
- her akşam babasının göbeğindeki keyfi
- çok küçükken; yatağından aldığımda ya da kucağımda merdiven inip çıkarken bana sımsıkı tutunması
- yine çok küçükken kusmadan önce bana tatlı tatlı bakıp gülmesi ve sonra gülerken kusması
- eline geçen herşeyi emmesi; parmağını emmeye çalışması ama hep kaybetmesi
- çok küçükken, sepetinde üzerine cibinlik düştüğü zamanki yüz ifadesi
- emzirirken çıkardığı sesler ( ben Nutellayı o kadar iştahlı emmiyorum)
- dandini dastana ninnisinden başka ninni sevmemesi, başka makama geçince hemen ağlaması
- suratıma hem kakasını hem çişini yapmış olması
- herşeyinde zürafa olması ( yer minderi, 2 tane oyuncağı, t-shirtleri, sweat shirtleri vs...)
- minicik parmak arası terlikleri
- civciv bornozu
- polo yaka tulumları
- makamını tutturunca saatlerce çığlık atması
- çoraplarını yakalayıp yemesi, sırılsıklam edip ayağından çekip çıkarması
- saçlarımı deli gibi çekmesi
- çok küçükken birisi hapşırınca korkup ağlaması
- elektrik süpürgesi sesinde hep uyuması
- ilk doğduğunda küçük kıllı bir hobbit olması (kıllı böcük)
- emzirirken; elleri ile sürekli benim yüzümü ellemesi
- kakasını yapacağı zaman; gözlerinin içine kadar kızarması; dudaklarını büzmesi (kaka böcüğü)
- "ugh" diye sesler çıkarması (kızılderili böcüğü)
- "hüü"lemesi (hü böcüğü)
- "aguuu" demesi
- poposunu havaya dikip Hülya Avşar gibi sallaması
- " babasının aslan oğlu" denildiğinde istisnasız gülmesi, hatta kahkaha atması
- altını değiştirirken boynundan öpücüklere boğduğumda büyük insan gibi kahkaha atması
- ellerini bilekten itibaren sürekli oynatması
- altını değiştirirken sürekli dönüp durması
- pusetle yürüyüşe çıkar çıkmaz 2. dk içerisinde uykuya dalması
- elinin, kolunun, bacağının sürekli ama sürekli hareket halinde olması
- her akşam babasının göbeğindeki keyfi
- çok küçükken; yatağından aldığımda ya da kucağımda merdiven inip çıkarken bana sımsıkı tutunması
- yine çok küçükken kusmadan önce bana tatlı tatlı bakıp gülmesi ve sonra gülerken kusması
- eline geçen herşeyi emmesi; parmağını emmeye çalışması ama hep kaybetmesi
- çok küçükken, sepetinde üzerine cibinlik düştüğü zamanki yüz ifadesi
- emzirirken çıkardığı sesler ( ben Nutellayı o kadar iştahlı emmiyorum)
- dandini dastana ninnisinden başka ninni sevmemesi, başka makama geçince hemen ağlaması
- suratıma hem kakasını hem çişini yapmış olması
- herşeyinde zürafa olması ( yer minderi, 2 tane oyuncağı, t-shirtleri, sweat shirtleri vs...)
- minicik parmak arası terlikleri
- civciv bornozu
- polo yaka tulumları
- makamını tutturunca saatlerce çığlık atması
- çoraplarını yakalayıp yemesi, sırılsıklam edip ayağından çekip çıkarması
- saçlarımı deli gibi çekmesi
- çok küçükken birisi hapşırınca korkup ağlaması
- elektrik süpürgesi sesinde hep uyuması
- ilk doğduğunda küçük kıllı bir hobbit olması (kıllı böcük)
13.2.07
Diş Buğdayım
Sonunda 2 dişli bir canavar haline geldiğim için; hazır anneannem de burada; Paris'te bizimleyken diş buğdayım da bugün yapıldı!!! Anneannem 32 tane buğdayı; haşlayıp kurutmak üzere bir ipe de dizdi; bu 32 tane sapadağlam, inci gibi dişim olsun diye yapılıyormuş, annem de Elmas'tan öğrenmiş. Diş buğdayımı kutlamak üzere annem; Zeynep, Didem ve Derya'yı da bize davet etti. Diş buğdayımın içine koyduğumuz altın da Derya'ya çıktı; umarım O'na şans getirir...

Anneannem yanımıza geldiğinden beri mama ve uyku saatlerim sanki daha bir düzenli oldu. O'nun elinden enginar, kabak, elma yemek çok hoşuma gitti. Annem hiç bu kadar eğlendirmiyor beni yemek yerken.
Babam ne yazık ki bir iş seyahatinde; özellikle akşam saatlerinde O'nu çok özlüyorum; koltukta O'nun oturduğu yere bakıp dudaklarımı büzüp büzüp ağlıyorum.

Dün otobüse binip Parly 2 alışveriş merkezine gittik. Burada pusetle otobüse binmem o kadar kolay ki!!! Pusetimle ben otobüsün orta kapısından biniyoruz; burada kaldırımlar hep standard yükseklikte olduğu için; otobüsün kapısı ile kaldırım aynı seviyede. Hatta ilk otobüse bindiğimde yani bundan 1 hafta önce otobüste 5 puset daha vardı. Ama sanırım artık bir daha otobüse binmeme gerek kalmayacak; çünkü babam; anneme sevgililer günü hediyesi araba almış!!!Haftaya arabamız geldiğinde annemle ben fıldır fıldır sokaklardayız artık; Tom Tom'umuzu da aldık mı; kim tutar bizi.
Annemin notu: Annemin gelmesi ile 4 aydan beri ilk defa Paris'te bebeksiz gece dışarı çıkabildik; harika bir duyguydu; sanırım bunu daha sık tekrarlayacağız artık; çünkü çok özlediğimizi farkettik!

Anneannem yanımıza geldiğinden beri mama ve uyku saatlerim sanki daha bir düzenli oldu. O'nun elinden enginar, kabak, elma yemek çok hoşuma gitti. Annem hiç bu kadar eğlendirmiyor beni yemek yerken.
Babam ne yazık ki bir iş seyahatinde; özellikle akşam saatlerinde O'nu çok özlüyorum; koltukta O'nun oturduğu yere bakıp dudaklarımı büzüp büzüp ağlıyorum.

Dün otobüse binip Parly 2 alışveriş merkezine gittik. Burada pusetle otobüse binmem o kadar kolay ki!!! Pusetimle ben otobüsün orta kapısından biniyoruz; burada kaldırımlar hep standard yükseklikte olduğu için; otobüsün kapısı ile kaldırım aynı seviyede. Hatta ilk otobüse bindiğimde yani bundan 1 hafta önce otobüste 5 puset daha vardı. Ama sanırım artık bir daha otobüse binmeme gerek kalmayacak; çünkü babam; anneme sevgililer günü hediyesi araba almış!!!Haftaya arabamız geldiğinde annemle ben fıldır fıldır sokaklardayız artık; Tom Tom'umuzu da aldık mı; kim tutar bizi.
Annemin notu: Annemin gelmesi ile 4 aydan beri ilk defa Paris'te bebeksiz gece dışarı çıkabildik; harika bir duyguydu; sanırım bunu daha sık tekrarlayacağız artık; çünkü çok özlediğimizi farkettik!
5.2.07
İlk Kahvaltı Davetim
Uzun zamandır yazamadık; anlatacak yine çok şey var. Yazmadığımız bu süre içinde benim 2 dişim birden patladı!!. Artık dişli bir böcük oldum. Elime gelen herşeyi ağzıma götürüp dişlerimi kaşımak istiyorum. En çok çoraplarımı yakalayıp, ayaklarımdan çıkartıp ağzıma sokmayı seviyorum. Annem bazen beni kandırmak için çorap yerine tulum giydiriyor, ya da ak sakallı dedemden öğrendiği gibi çoraplarımı birbirine bağlıyor.
Artık boyum uzdığı için pusetim de değişti. Çok havalı simsiyah büyük bebek pusetime binmeye başladım. Oh be dünya varmış; ayaklarımı keyfimce oynatabiliyorum. Yine boyum uzadığı için astronot tulumum da değişti; böylece kollarımı yine hareket ettirebiliyorum. Değişmeyen tek şey annemle hergün yaptığımız yürüşler.
Burada 8 Ocak-17 Şubat arası ucuzluk var; annem de bana bişiler aldı tabii!!!
Bu pazar günü Derya teyzeme kahvaltıya davetliydik. Çok eğlendim, Selin ve Lara da bana hediyeler almış, o kadar güzeller ki. Özellikle Selin beni çok seviyo, biraz daha büyüyeyim O'nu sinemaya götürmeyi düşünüyorum, umarım teklifimi kabul eder.
Geçen haftasonu da babam bizi Notre Dame'a gezmeye götürdü. Annem ile babam orada tesadüfen bir Türk lokantası keşfedince çok mutlu oldu.
Bir de artık esmer bir annem var!!!
Artık boyum uzdığı için pusetim de değişti. Çok havalı simsiyah büyük bebek pusetime binmeye başladım. Oh be dünya varmış; ayaklarımı keyfimce oynatabiliyorum. Yine boyum uzadığı için astronot tulumum da değişti; böylece kollarımı yine hareket ettirebiliyorum. Değişmeyen tek şey annemle hergün yaptığımız yürüşler.
Burada 8 Ocak-17 Şubat arası ucuzluk var; annem de bana bişiler aldı tabii!!!
Bu pazar günü Derya teyzeme kahvaltıya davetliydik. Çok eğlendim, Selin ve Lara da bana hediyeler almış, o kadar güzeller ki. Özellikle Selin beni çok seviyo, biraz daha büyüyeyim O'nu sinemaya götürmeyi düşünüyorum, umarım teklifimi kabul eder.
Geçen haftasonu da babam bizi Notre Dame'a gezmeye götürdü. Annem ile babam orada tesadüfen bir Türk lokantası keşfedince çok mutlu oldu.
Bir de artık esmer bir annem var!!!
17.1.07
İlk Yemeğim
Cuma'dan beri asansör bozuk olduğun için çok dışarı çıkamadık. 2. katta oturunca tek başına puset+bebek taşımak bayağı yorucu oluyor. Allahtan babamız vardı da, haftasonu bizi gezmekten mahrum bırakmadı. Asansörün bozulduğunu görür görmez az kalsın daha Türkiye uçak biletimi sadece gidiş olarak alıyordum. Daha önce Burcu'ların asansörünün planlı bakımının yaklaşık 3 hafta sürdüğünü bildiğimden bu arızanın da en az 2 haftada giderilmesini bekliyordum; ama neyseki sadece 5 !!! gün sürdü. Gördüğünüz gibi burada servis sektörü mükemmel!!!
Neyse; geçtiğimiz hafta bebişimiz ilk katı gıdasını babasının elinden tattı. Çoçukla ilgili özellikle sabır isteyen konularda babamız çok daha başarılı. Bebişi mama sandalyesine oturtup karşısına da kendisi bir sandalye çekti ve mamayı başarı ile yedirdi. Önce meyve püresinden başladık. Katkısız, şekersiz hazır mama aldım. Hem buradaki çoçuk doktorum hem de Türkiye'deki doktorumuz Fransa'da gönül rahatlığı ile hazır mama kullanabileceğimi söyledi; ben kendim mama yapmaya kalkışınca annem bile engelleyince ben de gönül rahatlığı ile hazır mama kullanmaya başladım. Hafta sonu da yine katkısız, tuzsuz sebze mamalarımızı aldık boy boy, çeşit çeşit. Yalnız büyük rahatlık; mama sayesinde uzun süreden beri ilk defa 5 sa dışarıda kalabildik.

Ancak bebiş nedense suyu çok sevmedi; ben de zorlamıyorum. Zaten 1 yaşına kadar emzirmeyi planlıyorum. Mamayı arttırdıkça sütü yavaş yavaş keseceğim; arada suya da alışır herhalde küçük fındığım.
Bu arada; Türkiye'ye gitmeden önce Derya'nın yardımı ile bebişi gündüz bakımına vermek için gerekli adımları attık; şimdi evrak topluyorum. Sanırım çok yakında günde 2 sa kadar okula gidecek; ben de rahat rahat kendimi fransızca dersime verebileceğim. Bebişin de arkadaşları olacak; gün içerisinde sadece beni görmesi; beni çok üzüyor.
Hem belki kimbilir ben de çalışmaya başlarsam; gün içinde ayrı kalmaya şimdiden alışmamız iyi olur. Belki biraz vicdansızca olacak ama çalışmayı çok özledim. Anne Merve olmanın dışında çalışan Merve olmayı çok özledim; ama çalışmadan geçirdiğim hergün iş bulmamı daha da zorlaştırıyor; bunun da farkındayım. Ama olsun canım oğlum herşeye değer; bir gülümsemesi yeter.
12.1.07
Tatilim 2

Ankara'da olduğumuzu duyan Batur amcam ve İrem teyzem de beni ziyaret ettiler.
Ecem ablamı ne yazık ki göremedim; en kısa sürede tanışırız umarım.
Dediğim gibi anlatacak o kadar çok şey birikti ki!!! Özellikle annem; birdenbire kalabalığa girince korkacağımı ve ağlayacağımı düşünmüştü ama ben O'nu yanılttım. Herkese gülücükler dağıtıp hepsini kendime aşık ettim; çok zekiyim; bunun meyvelerini yazın toplarım artık.
Özellikle Mehmet Emin Soprano olarak bilinen Emin dedem (annemin notu: bu lakap teyze tarafından takılmıştır) benimle oynayabilmek için karizmasını yerle bir etti. Nasıl mı?, bakınız foto:

Duyduğuma göre dedemin kocaman bir oyuncak araba koleksiyonu varmış; sanırım yazın hepsi benim olacak, yaşasın!! Ama dedeciğim içimden bir ses kızkardeşim olursa O'nu benden daha çok seveceğini söylüyor; böyle olmaz değil mi ;ne olur bana söz ver; yoksa kardeşim olmasın diye annemi bezdirmek için harika planlarım var; hemen uygulamaya geçerim.
9.1.07
Tatilim



Uzun süredir yazamadım; çünkü bayram&yılbaşı tatili için Ankara'ya gittim. Babaannemlerde kaldık; ama anneannemler de teyzemde olduğu için hep birlikte olduk.THY'nin Paris'ten Ankara'ya direkt uçuşu olmadığı için uzun, koşuşturmalı, aktarmalı bir yolculuktan sonra 23 Aralık günü Ankara'ya sağsalim varabildik. Ne yazık ki 2 yaşıma gelene kadar uçakta kendi koltuğum olamayacak; bu yüzden kucak yolculuğu yaptım. Pusetim bagaj sayıldığı ve kabine alınmadığı için annem&babam özellikle aktarmalarda beni taşırken bayağı yoruldular sanırım; ama uçuşlar boyunca uslu durarak gönüllerini aldım. Dönüşte de bebek sepetinde yolculuk yaptım ama sanırım bir dahaki sefere oraya sığmam mümkün olamayacak. Bu arada uçak tuvaletlerinde bez değiştiren annelere sonsuz saygılar. (Ahmet Taylan'ın annesinin notu)
Bizi Orly havaalanına götüren Derya teyzeye çok teşekkür ederim.
Ankara'ya vardığımızda herkes bizi babaannemlerin evinde bekliyordu. Hemen herkesi tanıdım ve hepsine gülücük atmaya başladım; sanırım çok hoşlarına gitti. Anneannem bana koca bir valizle hediyeler getirmişti. Babaannem de dayanamadı ve tüm hediyelerimi hemen verdi. Ama en güzel hediyem eniştemin bana aldığı teletubbies karakterli, ses çıkartan topum oldu.
Evet evet; bu tatilimde bir de çok sevdiğim, güzeller güzeli teyzemi vermek zorunda kaldım; ama eniştem bana söz verdi; teyzem beni daha çok sevdiği için hiç kıskançlık yapmayacak.
Tatilde bir de yüzüstü dönmeyi öğrendim ki herkes buna bayıldı; artık beni bıraktıkları yerde bulamayacaklar.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)