

burası hergün yürüdüğümüz yol burası apartmanımızın girişi
Her sabah; yüzümün yıkanması, ağzımın karbonatla temizlenmesi ile güne başlıyorum. Arkasından gece boyunca gösterdiğim performans sayesinde neredeyse ağırlığı benim kadar olmuş bezimi annem yeni&kuru&hafif&temiz olanı ile değiştiriyor. Arkasından tadına bayıldığım ve kaşıkla haşır neşir olmamı sağlayan vitaminimi içip sabırsızlıkla beklediğim kahvaltıma geçiyorum: yaşasın anne sütü!!!
Sonra; annem bana astronot tulumumu giydirip atkı ve beremi de taktıktan sonra tüm Parisli bebekler gibi düşüyoruz yollara.
Burada sürekli bebek gezdiren bir ahali var sanki; çoğu zaman pusetlerdeki bebekler ile; gezdirenlerin rengi uyumsuz olunca işkillendim. Meğerse; burada 3-4 çoçuğa birden kendi evinde bakan bakıcılar varmış. Burada çoçuk bol olunca; ikizler, ücüzlere de sık rastlanıyor. İnanılmaz güzel; çoklu puset tasarımları var.
Versailles'da sokakta gezen herkesin elinde mutlaka tekerlikli birşeyler var; pazar arabası, puset, scooter, bisikler,roller blade gibi. Özellikle haftasonları ailecek bisikletle gezintiye çıkıyorlar. Çok güzel bir alışkanlık; çoçuklar daha küçücükten spora alışıyor, tembellik yapmıyor. Etrafta bu kadar çoçuk olmasına rağmen; sokaklarda " yavrum yapma etme", "yemeğini bitir dedim sana" ya da" oğlum dur ezilecektin" diye bağıran çağıran insanlar yok. Bu beni çok şaşırtıyor. Umarım ben de oğlumu bu disipline göre yetiştirebilirim.












