28.4.07

Babaannemlerin Fransa ziyareti



Bu arada Fransa'ya ziyaretimize dedem ve babaannem geldi. Bizimle oldukları yaklaşık üç hafta boyunca onlarla doyasıya zaman geçirdim. Dedem 50 sene önce okulda öğrendiği Fransızcasını kullanarak kendine dondurma bile aldı.


Babam ve annem de fırsattan istifade Paris'in gece hayatıyla tanıştılar. Ben babaannem ve dedemle beraberken, onlarda Buddha Bar ve Mandala Ray gibi Paris'in trendy yerlerini keşfe gittiler. Ben dedemleri çok özlemiş olduğum için annemlerin gezmesine ses çıkarmadım.


Babaannem ve dedem Versailles'ın ağaçlıklı geniş yollarını, Paris'in tarih yüklü meydanlarını çok sevdiler. Beraber çok eğlendik.


Champs-Elysees'de yürürken gördüğümüz Türkiye reklamı da hepimizi heyecanlandırdı.

27.4.07

Bir Dönemin Sonu

Annem diyor ki;
"23 Nisan 2007 Pazartesi itibari ile bebeğimi emzirmeyi bıraktım. Yani küçük kuzucuğumu tam 9 ay 17 gün emzirmiş oldum. Aslında 1 yaşına kadar emzirmeyi planlıyordum; ama tam yaşgününe denk gelecek olan Türkiye yolculuğu, yer değişikliği, düzen değişikliği, hava değişikliği hepsi birden çok fazla gelmesin böcüğüme diye; emzirmeyi şimdi bıraktık.

Bazen kendimi zor tutuyorum emzirmemek için ama kararımdan dönmek olmaz; hepimize hayırlı olsun bu yeni dönem. Sanırım artık oğlum büyüyor, ama benim için hala emerken uyuyakalmasın diye ayaklarının altını, yanaklarını, dudaklarının kenarını anneannesi ile birlikte gıdıkladığım küçüçük bir bebek..."

23.4.07

Sokak Süpürgesi Oğlum

Annem diyor ki;
"Bu hafta sonu Cuma sabahından başlayarak hem çok güzel hem de çok yoğun geçti. Eve sadece uyumak için girdik diyebilirim. Öncelikle çok sevgili arkadaşım Gözde ve eşi Gökhan taaa Estonya'lardan bizi ziyarete Paris'e geldiler.














Gözdeyi yaklaşık 1,5 seneden beri görmüyordum. Çok ama çok güzel bir haftasonu geçirdik; bol bol yürüdük, çok çok yedik&içtik!!Bir daha ki sefere Cansu ile birlikte gelecekler inşallah!!!
Oğlumun altını bile arabanın bagajında değiştirdim!!! Canım oğlum benim; sokaklarda gezmeye o kadar alıştı ki; evde bile gündüz uykularını pusetinde balkonda yapıyor artık!!!














Parisin havası da bize öyle bir kıyak geçti ki; haftasonu boyunca hep güneşli ve sıcaktı; kendimi Çeşme'de tatilde gibi hissettim sürekli.
Haftasonunun en güzel sürprizi ise St Germain Bulvarında yemek yerken; eşimin Orhan Pamuk'u görmesi ve Orhan Pamuk ile tanışmamız oldu.Yanında kızı vardı; bizi kızı ile tanıştırdı. Biz de kendisine, yılbaşında eşimin Fransız iş arkadaşlarına Benim Adım Kırmızı'nın fransızcasını hediye ettiğimizi söyledik, çok sevindi ve teşekkür etti. Bir de imzasını aldık ama yanımızda fotoğraf makinası olmasına rağmen heyecandan fotoğraf çektirmeyi unuttuk; çok üzüldüm.

Havalar güzelleştikçe, buradaki arkadaşlıklarımız daha teklifsiz bir hal aldıkça hele bir de eski arkadaşlarımız bizi ziyarete geldikçe, oğlumun dışarıda kalabildiği süre uzadıkça Paris'te hayat gerçekten güzelleşmeye başladı.

Bir de artık Tom Tom eşliğinde, kaybolma korkusu olmadan arabamı rahat rahat kullanmaya başladım.

Canım oğlum artık ayakta durabiliyor, bazen 2 elini birden bırakıp birkaç saniye desteksiz duruyor; sonra tabii KÜT! Çok komik çığlıklar atıyor, ya da hırslanıp uf uf sesleri eşliğinde sallanmaya başlıyor. Gündüzleri tamamen katı gıdaya geçtik; ama hala gece uykusunu düzene sokmayı beceremedim."