Annem diyor ki;
" Günler su gibi akıp gidiyor; bebiş büyüyor; Ahmet Taylan ise kocaman oldu bile. Mehmet Levent'in hayatı emme, alt değiştirme, yıkanma, uyuma, gaz çıkarma şeklinde geçiyor şimdilik. Gece uykuları hala çok düzensiz; saat başı uyanıyoruz. Ben sürekli emzirme modundayım zaten; unutmuşum emzirmenin bu kadar vakit aldığını; neyse ki 4 aydan sonra düzene giriyordu diye hatırlıyorum; umarım yanılmıyorumdur. Ahmet Taylan ise sonunda çıt çıtlı bodylerinden kurtulup boxer- atlet moduna geçti ki; yeme de yanında yat kıvamında bir küçük adamcık oldu. Bu geçiş; tuvalet alışkanlığımızın birinci adımı. Zaten şu an en büyük boy bez bile küçük geldiği için ya çişini söyleyecek ya çişini söyleyecek!!! Yaz tatilimize az kaldı; o zaman bez de çıkacak inşallah. Artık elimizde vileda arkasından koştururuz küçük adamın.
Ahmet Taylan'da sanırım kardeş yüzünden şiddetli gece ağlamaları başladı; ne yazık ki çoçuklardan biri uyuyor diğeri uyanıyor. Mesut çok yardımcı oluyor geceleri; yoksa ben dayanamazdım zaten.
Umarım bu hafta Mehmet Levent'in pasaport ve nüfus cüzdanı işlemlerini halledeceğiz.
Derya'nın doğumu yaklaştı; bu haftasonu O'nun baby shower'ı olacak."
27.5.08
16.5.08
Lohusa Şerbeti
Annem diyor ki;
" Annemler gitmeden; buradaki tüm arkadaşlarımızla birlikte lohusa şerbetimizi de içtik.Darısı Mehmet Levent'in diş buğdayına inşallah. Bu arada arkadaşlarıma güzel hediyeleri için tekrar çok teşekkür ediyorum.Dün ilk defa 2 çoçukla çoçuk doktoruna gittik; sanırım bundan sonra teker teker gideriz; bayağı yorucu oldu çünkü."
12.5.08
Doğum Hikayemiz
Annem diyor ki;
" Doğum hikayemiz 2 Mayıs 2008 Cuma günü saat 08:00'de Clinique de Franciscaines doğum katında başladı. Ebe (sage femme) ben de herhangi bir sancı, kasılma, açılma olmadığını tespit ettikten sonra rahim ağzına jel yerleştirdi ve bekleyeceğimizi söyledi. Bu bekleme süresinin 2 güne kadar uzayabileceğini; bu süre içerisinde hastanede kalmam gerektiğini de belirtti. Yaklaşık 45 dk NST'ye bağlı kaldıktan sonra beklemek üzere kendi odamıza çıktık. Sevgilim öğlene kadar benimle kaldı; sonra nöbeti anneme devretti. Bende herhangi bir sancı başlamayınca öğlen yemek yememe ve 1 bardak su içmeme izin verdiler. Daha sonra saat 16:00'da tekrar NST odasına gittik bu sefer annemle. Bende hala tık yoktu ve moralim sıfırdı artık. Bir tek doğurmam gerekiyordu; onu da beceremiyordum. Bu arada sevgili arkadaşım Derya aradı ve tüm ısrarlarıma rağmen hastaneye geleceğini söyledi hatta madem doğuramıyorsun biz de oda da gün yaparız dedi. Sonra mucizevi bir şekilde ben hala NST'ye bağlı iken saat 16:30 gibi sancılarım başladı ve 3 dakikada 1 olacak şekilde. Hemen ebeyi çağırdık; ebe 3 cm'lik açılma var dedi. Derya yanımızdaydı ben hemen Mesut'u aradım; sevgilim 5 dk sonra odada yanımdaydı. Sancılar giderek ağırlaşıyordu. Ebe üzerime geceliğimi giydirerek beni doğumhaneye aldı. Yanımda Mesut vardı. Doğumhane dyince sakın aklınıza Türkiye'de herhangi bir özel hastanedeki doğumhane gelmesin. Burası normal bir oda gibi; sadece içinde biraz daha fazla alet var. Sancı çekerken kullanmak için pilates topu bile vardı içeride ama ben onu kullanmakta çok başarılı olamadım. Sancılar dakikada 1'e inene kadar sevgilim yanımda kaldı. Bu arada ebe tekrar epidural isteyip istemediğimi sordu; ben de tekrar hayır dedim. Sancılar dakikada 1'e düşüp açıklık 8 cm'e çıkınca yanıma Derya geldi. Burada doğumu tamamen ebe yönetiyor; doktor arada girip gelişmeye bakıyor; en son anda da gelip bebeği yakalıyor; içerisini toparlayıp çıkıyor. Ebemiz şansıma süperdi; hem ingilizce biliyordu; hem de çok tatlıydı. Sancı geldiğinde bana yapmam gerekenleri söylüyordu. Ancak bebeğin kafası hala yukarıdaydı ve dönmemişti. Bebeğin inmesine yardımcı olmak için ebe su kesemi patlattı; bu işlem acı vermiyor. Bu arada ben de sancı ile itmeye başlamıştım; ancak acı dayanılmaz boyutlara ulaşmıştı ve ben acıdan itme işlemine odaklanamıyordum. Bu arada doktor geldi ve bana uyuşturucu isteyip istemediğimi tekrar sordu; ben de bu aşamadan sonra hala şansım var mı deyince tabii dedi. Ben de artık acıdan itmeyi beceremediğim için evet dedim ve 5 dk sonra belimden aşağısı uyuşmuştu. Epiduralden farklı bir anestezi verdiler; tek bir iğne yaptılar ve anında ayaklarım gitti, sonra hemen doktor girdi ve bebeği döndürdü zaten sanırım 5 dk sonra falan Mehmet Levent kucağımdaydı ve ben bacaklarımı hissediyordum. Bu arada oğlum doğar doğmaz üzerime kakasını yaptı. Benim gözlerim doğumhanede pediatrist, bebek hemşiresi gibi bişiler ararken; ebe bebişi kaptı ve doğumhane çantamdan çıkardıkları havlunun üzerine koydu, boyunu kilosunu ölçtü ve tekrar üzerime yatırdı. Ben dokturma pediatrist falan gelmeyecekmi diye sorunca doktor yüzüme tuhaf tuhaf baktı ne gerek var; hastanede kaldığın süre içerisinde zaten bebeğe bakacak dedi. Türkiye'de doğum yapmış olanlar yaşadığım şoku anlayabilir ancak. Burada bebeği ilk gün yıkamadıkları için o geceyi öyle pislik içerisinde geçirdik anne&oğul. doğum 20:15'de olmasına rağmen bizim odaya çıkışımız gece yarısını buldu. Burada normal doğum sonrası hastanede 4 gece kalınıyor. Neyseki anneciğim benimle kaldı da ben çıldırmaktan kurtuldum. Bebişin 4. gün kilo almaya başladığını görünce bizi bıraktılar neyse ki. Zaten biraz daha kalsam hastanede; kesin olay çıkacaktı. Ben bu kadar suratsız; bu kadar düz mantık insanı birarada görmedim. Hele bir bebek yıkayışları vardı ki; onu görünce cinlerim tepeme çıktı. Lavaboyu su ile dolduruyorlar; sonra bebeiği dışarıda, kuru kuru şampuanlayıp suya daldırıp çıkarıyorar. Şaka gibi yani. Neyse şükürler olsun ki ikimiz de sağ salim hastaneden çıkıp evimize gelebildik.
Bu arada annemin el emeği kapı süsümüz ve anneanneciğimin göz nuru minik patik bebek şekerlerimiz bir anda hastanede olay oldu. Doktorum başta olma üzere tüm hemşireler, rahibeler tek tek gelip bunları sordu. Anneme ve anneanneme tekrar tekrar teşekkürler."
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)