5.6.08

Hoşçakalın



Annem diyor ki;

" Yağmurlu bir Eylül akşamüstüsü görmüştük ilk kez Ahmet Taylan ile birlikte burayı yani Versailles'ı; sevgilim bizi eve getirmeden önce ufak bir tur attırmıştı; benim kafam daha çok evi nasıl yerleştireceğiz; nasıl temizleyeceğiz gibi düşüncelerle dolu olduğundan çok da etrafa bakamamıştım. Sonra evimize getirmişti bizi; henüz 2,5 aylık oğluşumla beraber. Evimize hemen içim ısınmıştı; zaten fotoğraflarını mail atmıştı bize önceden Mesut. Nasıl yaparız ederiz derken sevgili annecim, kocam ve ben haftasonunda evimizi temizlemiş,yerleştirmiş; hatta pazartesi akşamına mükellef bir sofra bile kurmayı başarmıştık.Ahmet Taylan da o küçüçük hali ile uslu durarak üzerine düşen görevi yerine getirmişti. Sonra annem gidene kadar; oğluşumla birlikte Versailles sokaklarını teker teker gezmiştik. Annem Türkiye'ye dönünce gerçek şoku yaşadım; işsizdim, bir bebeğim vardı, Paris'teydim ve kocamdan başka kimsem yoktu burada. Bu gerçeğin farkına varmamla birlikte bir de üzerine zona oldum sıkıntıdan ve yorgunluktan. Buradaki ilk 1,5 ayımızda Mesut hariç hiç kimseyle konuşmadan yaşadım diyebilirim. Neyseki sonradan sırası ile Barış&Burcu, Sibel&Harun, Derya&Serhat, Elmas&Hakan, Elvan&Özgür, Yasemin&Gökhan ile tanıştık da biraz sosyalleşebildim. Sevgililer günü hediyesi olarak arabamın da gelmesi ile sosyalleşme ile ilgili bir sıkıntım kalmamıştı. Ancak çalışmıyor olmak, sadece evde oturup çoçuk bakmak, yemek, temizlik yapmak beni hiç ama hiç kesmedi. Hala acaba doğru mu yaptım diyorum işi bırakıp buraya gelmekle kocamın peşinden; neyse artık bunun önemi yok zaten, ne yazık ki yeterince hırslı olamadım iş için.

Buraya 3 seneliğine gelmiştik ama hep zaman zaman en azından vatandaşlık alana kadar burada kalınır mı acaba diye düşündüm. Buranın sosyal imkanları çok çok iyi olmasına rağmen özellikle ben hep dönmek istedim.

Veeee sonunda 3. senemize girmeden Türkiye'ye, İstanbul'a dönüyoruz. Allah'ıma şükürler olsun ki ben kafayı sıyırmadan bu haber geldi.

Susuzluk da olsa, trafiği bezdirse de, elektirk de kesilse, kaldırımı bile olmasa, sürekli gürültü keşmekeş içinde de olsa İstanbul'u ancak İzmir'e değişebilirim. Anladım ki ben Avrupa insanı değilim.Buraların sürekli insanı boğan havasına, yağmuruna, deniz olmamasına, insanlarının soğukluğuna,bireyselliğine, ukalalığına, servisin heryerde her sektörde tek kelime ile iğrenç olmasına sinir olup durdum 2 yıl boyunca.

Tabii ki olumlu yanları da oldu burada yaşamamızın; Ahmet Taylan hayatının ilk 2 senesini çok şanslı geçirdi; ne yazık ki kardeşi sosyal açıdan o kadar şanslı olamayacak. Bizler burada hiç unutmayacağımız dostlar kazandık. Birazcık fransızca öğrendik, dünyanın heryerinde, birlikte olduktan sonra yaşayabileceğimizi öğrendik. Çoçuklarımıza da iyi birer örnek olacağız umarım; onların ufuklarını açması ve cesur olmaları için.

Sanırım Temmuz'dan itibaren Türkiye'de olacağız; herhalde İstanbul'a tam anlamı ile yerleşmemiz Eylül ayını bulur.

Yapılacak çok iş var ve bu sefer 2 küçük çoçuğum var, bakalım neler olacak."

2 yorum:

Sibel Pinto dedi ki...

Sevgili Mervecim,
Icim oyle cizz etti ki post'unu okuyunca iki satir yazmadan edemedim. Ilk evimize gelisinizi animsiyorum... Hayatindaki "yenilere" alismaya calisan epey karisik bir ruh hali icindeydin. Fransa deneyiminin sende guzel anilar birakmamasi cok yazik ama onemli olan ailen ve sevdiklerinle huzurlu ve tatmin olacagin yasami surmek... hayat oylesine kisa ki her ani olabildigince, yapabildigince iyi degerlendirmek gerek. Harun ve ben Mesut'u zaten yakinen taniyorduk, uzerine seni ve iki tatli oglunuzu tanidigimiza cok memnunuz. Son 9 yildir, her yazbasi hic sektirmeden, sevdigim arkadaslarimi ugurlamaya alisamadim ben ama dunya kucuk, bir gun bir yerlerde mutlaka yeniden... Mesut'a yeni gorevinde basarilar, sana da yeni yasaminda her sey gonlunce olsun diliyorum. Yurda geri donus tum ailenize guzellikler, sevincler, mutluluklar getirsin, yolunuz acik ve aydinlik olsun. Sevgilerimle, Sibel

Adsız dedi ki...

itiraf ediyorum, çok seviniyorum döneceksiniz diye... heyyoooooo...
üstelik (neredeyse) 2 tane gitmişlerdi, şimdi 4 tane dönüyorlar. Sizi çok seviyorum, hadi gelin artık.

tüm kalbimle sevgiler,

DygS.