20.9.07

Sürpriz

Annem diyor ki;

" Hamileyim; Ahmet Taylan'a kardeş geliyor. Mutluyuz, şaşkınız, heyecanlıyız; açıkçası bu sefer doğum Paris'te olacağı için biraz tedirginiz de...Gün içerisinde Ahmet Taylan beni o kadar güzel oyalıyor ki; hamile olduğumu sadece mide bulantılarımdan hatırlıyorum. Bu sefer öyle, uzun uykular, gündüz şekerlemeleri yok ne yazık ki. ağır kaldırmama olayına da son verdik; evdeki bebişimiz sürekli kucakta çünkü. Beklenen doğum tarihi Nisan sonunu gösteriyor. 2 hafta önce Versailles'da Clinique des Franciscaines'de bir doktora gittik; iyi bir adam; en azından ingilizcesi çok iyi. Burada gebelik takibi Türkiye'dekine göre çok farklı; öyle zırt pırt ultrasona girmek yok. Bu sefer midem bulanmaz belki diye ümit ediyordum ama ne yazık ki yine bulanıyor; ama şimdi işe gitmediğim için başetmesi daha kolay."

7.9.07

Döndük


Annem diyor ki;
"Eveet, çok uzun bir aradan sonra nihayet evimize döndük. 8 Haziran'da başlayan tatilimiz 25 Ağustos günü sona erdi. Çalışmamamın verdiği en güzel rahatlık bu olsa gerek; liseden beri bu kadar uzun tatil yapmamıştım.Tatilimiz boyunca Paris-İstanbul-İzmir-Çeşme-İzmir- Gaziantep-Kilis-Adana- İzmir- Çeşme-İzmir-Akçakoca-Ankara-Akçakoca-Çeşme-Bodrum-Çeşme-İzmir-Paris güzergahlarını yaptık. Sadece Bodrum hariç hepsinde Ahmet Taylan da vardı; yani çoçukla seyahat etmekten korkanlara duyurulur.Neyse ki tatilimizi ağız tadı ile tamamladık; darısı gelecek yazın başına. Bu arada teyzemizi de evlendirdik; Allah bir yastıkta kocatsın inşallah!!! Neredeyse 1 senedir görüşmediğimiz arkadaşlarımızla hasret giderdik; yetmedi bize ama ne yapalım.

Şimdi yine Paris'teyiz; Türkiye'den sonra hava çok depresif; bir de çok hareketli bir bücür ile yalnız kalmanın verdiği şaşkınlık var üzerimizde; umarım kısa zamanda toparlarız.

Tomtiğimiz yaz boyunca bol bol yüzdü; Emin dedesi O'na bardaktan su içmenin yanı sıra bin türlü muzurluk da öğretti; nasıl toparlayacağiz bilemiyorum."


7.6.07

Tatile Çıkarken

Annem diyor ki;

"Şaka gibi ama Paris'te yaşamaya başlayalı tam 9 ay oldu!!! Buradaki ilk ayımda hiç bitmeyecekmiş gibi görünen günler, artık son sürat gelip geçiyor; akşam nasıl olmuş anlamıyorum bile. Uzun, bol seyahatli, kısa aralıklarla da olsa babamızı özleyeceğimiz bir tatil bizleri bekliyor. Ama önce burada geçirdiğimiz ilk 9 ayı anmak istedim:

- çok içten arkadaşlarımız oldu; hiç sıkılmadık
- Tom Tom aracılığı ile kaybolmadan istediğimiz yere gittik geldik
- Sevgilimin sürprizi ile araba sahibi oldum, eski gezenti günlerime geri döndüm
- arabalarımıza kendimiz benzin almayı öğrendik
- ilk başlarda zor gelen çöp ayrıştırma olayı artık yaşam biçimimiz haline geldi
- hergün litrelerce su almaktan vazgeçip herkes gibi musluktan su içmeye başladık; gayet de iyiyiz
- oğlumuzu kreşe verdik
- artık karşımızdakini gayet rahat anlayabilecek ve ona basit şekilde cevap verebilecek düzeyde fransızcamız var
- kuyruk beklemeye alıştık
- boulangerie'den aldığımız her ekmeğin hastası olduk
- en yakın Türk marketi nerededir; hangi marka sucuk alınır biliyoruz
- ucuzluk zamanlarını öğrendik
- ucuz yerleri öğrendik
- "iyi" yemek yenebilecek en az 4-5 yer keşfettik
- paris'e trenle inmenin keyfini keşfettik.
- Champs-Elysee ve St. Germain'deki tüm Vinci'leri keşfettik.
- Kornasız bir trafiğe alıştık
- Park yeri problemi olmamasına alıştık
- 1 puseti eskittik; ikincisine geçtik
- Şarabın ucuz olmasına bayıldık, her gece şarap içmeye alıştık
- En az 5-6 fransız peynirine alıştım (kendi adıma; sevgilim zaten seviyordu)"