22.4.09

Ahmet Taylan'ın şarkıları


Annem diyor ki;


" Ahmet Taylan Eylül 2008'den beri Joyfull House Kemerburgaz'a gidiyor. Önceleri haftada 3 tam gün giderken; evde kaldığı günlerde uyku düzenini tutturamadığımızdan artık tüm hafta tam gün gitmeye başladı. Sabahları okula gidişler kabustan kötü bir rüya kıvamına erişti; hatta bazen serap gibi bile olabiliyor. Malum bu aralar kayıt yenileme dönemi olduğundan Ahmet Taylan'ın gelecek seneki kaydını yenilerken Mehmet Levent'i de Eylül 2009'dan itibaren haftada 2 yarım gün için kayıt yaptırdık.


Ahmet Taylan okulda o kadar sevimli şarkılar öğreniyor ki; hele bir de evde bu şarkıları kendi kendine mırıldanırken yakalarsak süper sevimli oluyor bıdık. Bu şarkılardan bazılarını unutmamak için buraya yazıyorum; belki torunlarımıza öğretmek kısmet olur..."


Uzamasın tırnaklar

Çok koşup da terleme

Soğuk sulardan içme

Sonra hasta olursun

Gidip doktoru bulursun

Doktor gelir odana

İğne yapar popona

Ah ah Diye bağırma

Sakın anneni çağırma



Köpek uçmak istemiş

Birgün kargaya gitmiş

Karga ona anlatmış

Bizimki de inanmış

Tırmanmış balkonun kenarına

Dikmiş kulaklarını

Açmış bacaklarını

Havlamış birkaç kere

hav hav hav diye

Köpek düşmüş

vah vah vah

Karga da gülmüş

hah hah hah


İki kedi

iki kedi

mırnav mırnav iki kedi

biri çıkmış üst odaya

biri inmiş alt odaya

mırnav mırnav konuşmuşlar

biri demiş ben bir fare yakaladım

öbürü ben b ir tabak yaladım

OOOF demişler çok yorulduk

işte koltuk ( sakın buradaki el jestini unutma!!!!)

Horul horul uyumuşlar

hooor pufffff

işte size 2 miskin kedi



17.2.09

UZUN BİR ARA


Annem diyor ki;


" Evet evet farkındayım; çook uzun bir ara oldu. Nedense içimden yazmak gelmedi. Yazmadığım süre içerisinde Mehmet Levent tam 9,5 aylık oldu; neredeyse 6 tane dişi var artık. Ayrıca kendisi; önce köpek dişlerini çıkarttığı için uzunca bir süre de vampir modunda gezdi. Ahmet Taylan da 2,5 yaşında artık. Kendisi tam bir cüce adam formatında. Çenesi o kadar düşük ki!!! Ben hala istediğim kiloya inemedim; ama bu süre boyunca hiç kilo da almadım; az az vermeye devam bile ediyorum.


2 çoçukla İstanbul'da hayat hiç kolay değilmiş; yaşayarak öğrendim. Bu açıdan Versailles'ı çok özledim. Mehmet Levent ne yazık ki hep kapalı alanlarda geziyor. Ahmet Taylan haftada 3 gün okulda olduğu için aktivite sıkıntısı çekmiyor; ama bebişin durumu farklı. Özellikle kapalı alanlarda sigara yasağı henüz tam anlamı ile yürürlükte olmadığı için çok sıkıntı çekiyoruz. Her iki oğlumun da bütün aşıları birbirine girdi. Ne yazık ki Avrupa ile mikroplarımız bile uyumlu değil.


Ben de kafayı çoçukların sağlıklı beslenmesi ile yedim. Sanki yediğimiz herşeyde sonradan kanserojen birşey çıkacakmış gibi geliyor. Hiçbir ürüne, markaya güvenmiyorum. Ne güzel Ahmet Taylan'ı hazır mama ile büyütmüştüm. Şimdi ekmeği bile kendim yapıyorum. Mehmet Levent'i emzirmeye keyif için devam ediyorum; hani sanki yemek sonrası içilen bir Türk Kahvesi niyetine.


Direkt inek sütüne geçtik. Anneleri hem manen hem madden sömürmek üzerine kurulu bir düzen var ne yazık ki. Yok o zararlı, yok bu alerji yapar diye. Kardeşim bizim bu durumda hayatta olmamız bir mucize o zaman. Tüm bunlar anneler üzerinde en azından ben de yetersizlik duygusuna yol açıyor. Acaba çoçuğumu doğru besleyemiyor muyum, yeterince uyutamıyor muyum, zekasını geliştirecek aktivite yaptıramıyor muyum falan filan diye uzayıp gider bu liste. Bir an önce bir işe girsem de tüm gün bunları düşünmekten kurtulsam artık."


30.10.08

40 Yıl




26 Ekim'de Babaannem ile Büyükbabamın 40. evlilik yıldönümünü hep birlikte kutladık. Dile kolay tam 40 sene; inşallah bu mutlulukları bir ömür sürer; darısı tüm çiftlerin başına. Babam ve amcam kutlama için hep birlikte bir Ağva tatili planladılar; bu sürprizi dedemler çok sevdi. Hava çok yağışlı olmasına rağmen biz çok eğlendik.